Tekrarlayan Düşükler

Tekrarlayan Düşükler

Tekrarlayan gebelik kayıpları (düşükler) 20. gebelik haftasından önce arka arkaya 2 kez gebelik kaybı olarak tanımlanmaktadır. Düşük 12 haftadan önce olursa erken düşük, 12 haftadan sonra olursa geç düşük denir. Toplumda 1 kez düşük yapma olasılığı %15, 2 kez düşük yapma olasılığı %2 – 5, 3 kez ardı ardına düşük yapma olasılığı %1 den azdır. 1 yada 2 kez düşük yapan kadınlarda tekrarlama riski %24 – 40′ dır. Yani düşük yapan bir kadının sağlıklı bir bebek doğurma şansı yüksektir.

Tekrarlayan gebelik kayıpları, anne karnında bebek ölümü, yenidoğan ölümü, özürlü bebek taşıma ve doğurma, aile için duygusal travma yaratan süreçlerdir. Ne yazık ki nedenlerinin tam bilinememesi, tanı ve tedavinin sınırlı olması da bu süreci yürütmeyi zorlaştırır. Bu süreçte biz hekimlerin aile ile empati yapmamız ve duygusal destek, aileler için çok gereklidir, göz ardı edilmemelidir.

NEDENLERİ:

Olguların %40’ında bir neden gösterilememiştir. Genel olarak 7 başlık altında nedenler incelenebilir. Tekrarlayan gebeli kaybı, düşüğü olan kadınlarda hiçbir tedavi uygulanmasa da sağlıklı bir doğum yağma olasılıklarının yüksek olduğu unutulmamalıdır.

1) GENETİK NEDENLER:

Anormal kromozomal yapıya sahip olan bebeklerin %90′ ı düşer yada ölür. Bu doğal bir seleksiyondur. Düşük materyali genetik olarak incelendiğinde en sık trizomiler görülür. Anne yaşının 35 den ileri olması anormal kromozomlu bebeklerle ilgili bulunmuştur. Baba yaşının 50 nin üzerinde olması daanormal yapıdaki sperm olasılığını artırır. Tekrarlayan gebelik kayıpları nedeni ile başvuran çiftlerin 20 de 1 inde babanın kromozomlarında dengeli translokasyon görülmüştür. Bu nedenle tekrarlayn düşüklerde babanın kromozom analizi önem taşır.

Düşük materyallerinin genetik olarak incelenmesi nedenler hakkında bilgi verebilmekte, ancak maliyetinin yüksekliği nedeni ile önerilmemektedir.

2) ENDOKRİN NEDENLER:

*İlk 3 ay bebeğin büyümesi yumurtalıklardan salgılanan progesteron hormonu ile olmaktadır. Progesteron hormonunun yetersiz olmasına neden olan luteal faz defekti denilen durumlarda progesteron hormon desteği önerilir. Luteal faz defekti tanısı endometrial biopsi, seri progesteron hormonu ölçümleri ile konulur. Bu tanı yöntemleri ağrılı ve spesifik olmadığından tekrarlayan gebelik kayıplarında ampirik olarak progesteron hormonu tartışılsa da kullanılabilir. Prolaktin hormonunun yüksek olması progesteron düşüklüğü ile ilgili gibi görülse de, tekrarlayan gebelik kayıplarında hiperprolaktinemi ekili görülmemiştir. Rutin prolaktin ölçümü önerilmez.

*Diyabet: Kontrolsüz şeker hastalığı tekrarlayan gebelik kayıpları ve doğuştan anomalilerle ilgilidir. Diyabet hastalarının gebelik öncesi kan şekerinin ve Hba1c düzeylerinin normal seviyeye çekilmesi tekrarlayan gebelik kaybını engeller.

*Troid fonksiyon bozuklukları olan troid bezinin az çalışması (hipotroidi), yada çok çalışması (hipertriodi) öncelikle üreme sistemini olumsuz etkiler. Gebelik öncesi ve gebelikte önerildiği gibi tekrarlayan gebelik kayıplarında TSH (troid stimülan hormon) mutlaka bakılmalıdır.

*Polikistik over sendromu: Polikistik over sendromu olan kadınlarda insülin direnci, androjen hormonlarında artış, döl yatağının bebeği kabullenmesine ait anormallikler tekrarlayangebelik kaybı riskini artırmaktadır (%36 – 56). Polikistik over sendromu olan kadınların obez iseler, kilo verip gebe kalmaları çok önemlidir.

3) ANATOMİK NEDENLER:

*Rahim anomalileri: Tekrarlayan gebelik kayıplarının %5 inden, rahim anomalileri sorumludur. Rahim anomalilerinden en sık rahimde perde (septum) görülür. Septumu olanlarda spontan düşük riski %60′ dır. Rahim anomalilerinin tanısı ilaçlı rahim filmi ve/veya histeroskopi ile konulmaktadır.

*Rahim ağzı yetmezliği: İlk 3 aydan sonra olan düşüklerin %10 rahim ağzı yetmezliği (servikal yetmezlik) nedeniyle olmaktadır. Genellikle ilk 3 aydan sonra ağrısız bir şekilde rahim ağzı açılır ve düşük gerçekleşir. Klasik tedavisi rahim ağzına dikiş atmaktır.

*Rahim duvarında yapışıklık (Acherman sendromu): Rahim içine yapılan müdaheleler, kürtaj gibi, enfeksiyonlar yapışıklıklara neden olabilir. Rahim filmi ve/veya histeroskopi ile tanı konur. Histeroskopi ile yapışıklıklar açılır

4) ENFEKSİYONLAR:

Bakteriyel vajinozis, Chlamydia trachomatis ve Mycoplasma infeksiyonlarının tekrarlayan gebelik kayıpları ile ilişkisi araştırılmış ancak kesin ilişki gösterilememiştir. Rutin tarama önerilmez.

5) İMMUNOLOJİK NEDENLER:

İmmunolojik mekanizmaların hiç biri, insanda kesin olarak gösterilememiş olmasına rağmen rahimin, bebeği reddedişi olarak adlandırılabilir. İmmunolojik mekanizmayı baskılayan kortikosteroidler tedavide kullanılabilir.

6) TROMBOFİLİLER:

Halk arasında pıhtılaşma hastalığı olarak bilinen trombofililerin tekrarlayan gebelik kayıplarında etkisi hala tartışmalıdır. Trombofililer edinsel ve kalıtsal olarak 2 başlıkta incelenir. Trombofilik bozuklukları olan olgularda olmayanlara göre gebelik komplikasyonları riski 3 – 8 kat artar. Seçilmiş tekrarlayan gebelik kayıpları olgularında trombofili insidansı %60’lara kadar çıkabilmektedir. Kalıtsal olanların tanısı genetik inceleme ile, edinsel olanların tanısı da kanda bakılan bazı biokimyasal belirteçlerle konur. Her 2 durumda tromboza eğilim artmıştır.Edinsel trombofililer tekrarlayan gebelik kayıplarının %5 – 10 undan sorumludur. Trombofililere bağlı gebelik kayıpları, erken gebelik dönemi yanında daha çok ileri hafta kayıplarına neden olmaktadır. Testlerin yanında aile öyküsü, kadına ait tromboz öyküsü, gebelik kaybının haftası gibi değerlendirmelere göre kan sulandırıcı iğneler ve/veya düşük doz aspirin kullanılır. Doğum sonrası, lohusalık dönemi pıhtı atma riskinin daha arttığı bir dönem olduğu için, gebeliğinde kan sulandırıcı iğne kullananların tedaviye lohusalık döneminde de devam etmesi önemlidir.

7) DİĞER NEDENLER:

Üreme sağlğı konusunda bilgilerimiz arttıkça bazı gebeliklerin neden hep başarısızlıkla sonuçlandığını daha iyi anlamaktayız. Günümüzde bilinen yöntemlere rağmen tekrarlayan düşükler nedeniyle incelenen hastaların yaklaşık yarısında kesin bir neden bulunamamaktadır. Kafein, etanol, nikotin ve diğer sigara metabolitlerinin üreme sisteminde doza bağımlı negatif etkileri vardır. Arsenik, cıva, kurşun, etilen oksit, formaldehid ve benzeri kimyasallar ile radyasyon gibi etkenlerde üremeyi olumsuz etkilemektedir.

Hiçbir neden saptanamayan tekrarlayan gebelik kayıplı hastalar, tedavi edilmeseler de büyük oranda canlı doğum yapmaları, hastalara umut olmasının yanı sıra bu konuda bilinenlerin bilinmeyenlerden çok daha az olduğunu gösteren bir bulgudur.

NE YAPILMALI?

Öncelikle tekrarlayan gebelik kaybı olan çiftle empati yapılmalı, aileye ilgiyle yaklaşılmalı ve gerekliyse profesyonel psikolojik destek almaları sağlanmalıdır. Hastaların öyküleri dikkatle alınmalı, gebelik sayısı, canlı çocuk varlığı, önceki gebeliklerde anomali varlığı, geçirilmiş enfeksiyon varlığı, akrabalık ve ailede genetik hastalıklar detaylı sorgulanmalıdır. Önceki tetkikler istenmeli,tam bir fizik muayeneden sonra rahim, rahim ağzı ve vajina anlatılan anomaliler yönünden değerlendirilmelidir. Vajinal ultrasonografi ile üreme sisteminin anomalileri, yumurtalıklarda yumurta sayısına göre over rezervi değerlendirilmelidir.

*****Unutmayınız, hastaların yarısında belirgin neden bulunamamaktadır, ancak bu gruptaki hastalarda tedavi edilmeden bile başarılı gebelik oranları yüksektir.

Lütfen yazımızı değerlendiriniz:

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Kişi, ortalama: 5,00 Puan verdi. En yüksek Puan: 5)
Teşekkürler.
Loading...